Bir klasik: Divan Bebek

02 Şubat 2018
Reha Arar

Bir klasik: Divan Bebek

İstanbullular genelde Boğaz’ın klasik mekânlarını daha çok tercih ederler fakat bunlar içinde bir zümre vardır ki adresleri hep Bebek’tir. Onlara haftanın belli zamanlarında hatta bazen her gün müdavimi oldukları mekânda rastlarsınız, diğer bir deyimle herkesin mutlaka bir ikinci adresi vardır. İşte Divan Brasserie de bunların ilk sırasında yer almaktadır. Skalite’nin En İyi Restaurant ödülünün de sahibi olan mekân, hem Türk hem de Dünya mutfaklarından geleneksel ve modern lezzetleri harmanladığı menüsüyle hem de çeşitli kahve ve çayların yanında sunduğu markasının emsalsiz lezzete sahip çikolataları ve pastalarıyla ünlüdür. 

Hepsinden önemlisi ailenin yiyecek içecek konusunda duayeni olan Semahat Arsel Hanımefendi’nin tarifleri ve zaman zaman menü oluşturulurken buraya özellikle ayırdığı zaman bu eşsiz tabakların hazırlanmasındaki gizli güçtür. 2006 yılından beri burada görev yapan mutfak şefi Muhammed Al bu kış başında menüde bazı değişiklikler yaptı. Neler mi? Bir kere deniz kenarında olmanın verdiği güçle tüm rakiplerine meydan okuyup ahtapot tandırı ananevi usullerle yapmayı başardı, Bafra usulü pide çeşitleri adı altında yeni bir başlık yarattı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ni bitirdikten sonra göreve başladığı Roma Büyükelçiliği rezidansında öğrendiği ricotta peynirli ravioli de menüde yerini aldı. 

Bir de klasikler var ki her daim aranıyorlar; mesela 1974’den beri sarımsaklı kıtır ekmekle servis edilen fırınlanmış domates çorbası, peynirli su böreği gibi. Son yıllarda menüyü süsleyip başarılı olan ve benim de favorim haline gelen patates püresi eşliğinde sunulan ağır ateşte pişmiş dana kürek, kuzu sevenlere ise inciği öneririm. 

Tatlılarda ise damla sakızlı fırın sütlaç, rokoko ve manda kaymaklı katmer dikkat çekiyor. Bu arada unutmamak gerekir ki Divan Bebek hem pastanesi hem lokantası hem de barıyla tam bir tercih noktası olmuş durumda.