YAĞMURLU BİR İSTANBUL GÜNÜ
Bir kadın, yağmurlu bir İstanbul gününde Beyoğlu'nun hiç bilmediği bir sokağında, hiç bilmediği bir kafeye gider. Kafenin özelliği, içeride herkesin fal baktırması... İnce, uzun bir koridor ve fısır fısır geçmiş geleceğe ait yorumlar dolaşıyor havada...
Beğendiklerimi yakalayıp tutuyorum, benim falcımın saçları uzun, dalgalı, gözleri hülyalı, bana hiç bilmediği hayatıma dair müjdeler veriyor, tarot kartlarına bakıyor ve şanslı olduğumu söylüyor... iyi kalpli bir büyücü bu... İçim rahatlıyor ancak çok da uzun sürmeyecek, çünkü hayatım boyunca hep karşıma ruh ikizlerimin çıkacağını söylemekte... Bu iyi birşey değildir diyor sonra gözlerini kaçırarak... İyi birşey değil çünkü hangi kötü huyunuz varsa karşınızdakininki sizden de daha baskın olacak...
Tanrılarla konuşuyorum içimden... diyorum ki bitmedi mi beni bu ay mahkemelerinde yargılaman... Habire kendi kendimi sorgulatmam... Küçüklükten bu yana üzerimize sinen efendi, ve uslu ol, edepli davran, çok gülme, çok ağlama, aşırıya kaçma, kendini beğenme, alçakgönüllü ol, öyle misafirlikte çukulatalara atlama, arsız olma, sakın ha sakın kavga etme, sesini yükseltmeler yeterli değil mi Tanrılar.. Tabii falcı genç kız kafa balonlarımı okuyamıyor, o benim kılık kıyafetime göre birşeyler söylüyor.
O da yorgun binlerce kişinin hayatına girermiş gibi yapmak sonrasında unutmak, herkese ayrı masallar anlatmak... Kahvenin telveleri izinde bir ömür yaşamak...
Mekana özgü fal delhizi uzun ince bir koridor, etrafa geleceğin buğulu ilerleyen fısıltıları var, havada tılsımlı birkaç cümle veya bu fallara inanan, çarpan yürekler var... İçeceğin yanına, umut veriyorlar , kimisi iştahla yiyor geleceğin korkularını , kimisi zamansız bir sarhoşlukla gün dolduruyor.Fal koridorunun nemli kokusu, hepsinin üzerine siniyor...İnce bir bulut gibi hayatın dışından...
Geleceği okumak, bir anda sanki geleceği daha bir afiyetle hatta oburluk benzeri bir iştahla yemek bitirmek arzusu gibi gelir bana... Önlem alınamaz bir hayatta, herşeyin belki bizden bağımsız paralel hayatlarla kesişerek olması gerektiği gibi yaşadığımıza inanıyorum ben... Tabii ki değiştirme gücü var, Alice Harikalar Diyarının aceleci tavşanı ben, saatime bakıp hızla ilerlerken, fallara baktıran ve bir şeylerin inancı içinde olsun isteyen Alice ,hangi yolu seçeceğini düşünüyor. Onu Melekler Kahvesi'ne gönderiyorum, biraz akıl biraz hayal kursun diye...
Hayatın sanat, müzik, sinema gibi güzellikleri olmasa ve de sürprizleri çok da yaşanan bir yer olur muydu Ve de doğal mucizeleri, oyunları, rastlantıların güzelliği veya tehlikeleri...
Hafif yağmur yağan bir istanbul akşamında, genç kızlar ve genç erkekler, orta yaşlı hanımefendiler, biraz geçkince beyler, onlara birşeyler satmak isteyenler, yeni İstanbul'a gelmiş şaşkın bakanlar, buranın yerlisi olanlar, adını ilk kez duyup adım atmışlar, bu sokakta buluşmuşlar... Ortak istekleri hayallerinin olması, ertelenmeyip bize çevrilmesi...
Aydan Baktır